TRAFİK KAZALARINDA MADDİ HASAR VE DEĞER KAYBI

Maddi hasarlı trafik kazası sonucunda, kazalanan araçta meydana gelen hasar sonucu oluşan değer kaybının tazmini için, kazada kusurlu olan taraftan bedel tahsil etmek amacıyla tazminat davası açılır. Açılan bu davada öncelikle araçta kaza sonucu  meydana gelen değer kaybını tespit etmek gerekir. Değer kaybı aracın piyasa değerindeki azalmadır. Konuya ilişkin olarak Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre araçtaki değer kaybının hesabında ;  aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki fark dikkate alınarak  değer kaybı zararının belirlenmesi gerektiği yönündedir. Bu şekilde yapılan hesaplama metoduna fark hesabı denir.

Kaza öncesi hasarsız ikinci el rayiç bedeli ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki rayiç bedeli arasındaki fark hesaplanırken bazı ölçütler dikkate alınmalıdır. Bu ölçütler; aracın modeli, markası, tipi, km si, yakıt cinsi, vites türü, kullanım şekli, kullanım süresi, kullanılmışlık düzeyi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı, hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği  şeklindedir.

Kaza yapan aracın kazada tam kusurlu olması durumunda değer kaybı tazminatı talebinde bulunamaz. Kaza yapan aracın kusursuz veya tam kusuru bulunmadığı durumlarda değer kaybı tazminatı talep edilebilir.

Ayrıca Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi -Tramer, araçların tüm sigorta bilgilerinin yer aldığı bir veri deposu olup bunun yanında aracın kaza bilgilerini takip etmek ve aracın ağır hasar kaydı bulunup bulunmadığı hususları hakkında bilgi vermektedir. Bu verilerin yanı sıra Tramer sistemi ile kusur oranı ve poliçe bitiş tarihi gibi detaylara da ulaşmak mümkündür. Yani değer kaybı hesabı ile ilgili konularda TRAMER Sistemi yardımı  ile araç hakkında sorgulama yapılarak araçta meydana gelen değer kaybı hakkında fikir sahibi olunabilmektedir.

Değer kaybı tazminatı talebi zamanaşımı kaza tarihinden itibaren 2 yıldır. Değer kaybı tazminatı aracın değerini düşmesine neden olan tarafın sigorta şirketinden yazılı olarak talep edilmelidir. Araçta meydana gelen mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarları değer kaybı teminatı kapsamı dışında kalmaktadır.

Bunun yanında trafik kazası sonucu talep edilen maddi tazminat talebi zenginleşme yaratmayacak şekilde gerçek hasar ve değer kaybını yansıtmalıdır.  Ayrıca değer kaybı belirlemesi yapılırken objektif kurallara göre araç sahibi ve sürücünün mağdur edilmeyeceği şekilde, Anayasa önünde eşitlik ilkesi kullanılarak hesaplama yapılmalıdır. Bu sebeple değer kaybına ilişkin olarak talep edilen fahiş nitelikteki miktarlar mahkemece reddedilmelidir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.97,  değer kaybı tazminatı için öncelikle sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini düzenlemiştir. Yapılan yazılı başvuru 15 gün içerisinde cevaplanmaz ya da verilen cevap talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde değer kaybı talebinde bulunan dava açabileceği gibi 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Araçlarda onarım yapılması sonucu yenilenen kısımlarda özellikle takılan yeni parçalar nedeniyle değer artışı meydana gelmektedir. Değer artışının dikkate alınması hakkaniyet kuralının bir gereğidir. Bu durumda tespit edilen değer artışının ödenecek tazminat miktarından düşülmesi gerekmektedir. Bilirkişi tarafından değer kaybı tespiti yapılırken kıymet kazanma tenzili uygulanması gerekmektedir.

Kaza sonucu açılan maddi tazminat talepli davalarda bir başka konu ise araçtan mahrum kalma sonucu uğranılan zararın istemidir. Öncelikle talep edilecek olan araçtan mahrum kalma kaybının kusura izafeli olması gereklidir. Araçtan mahrum kalma sonucu talep edilen miktar da tazminat türü olup kusur koşulu aranır. Bunun yanı sıra, talep edilecek bedel de fahiş miktarda olmamalıdır.

Araçtan mahrum kalma tazminatı miktarını belirlerken aracın tamiri için gerekli olan ‘makul süre’ dikkate alınır. Tüm Yerel ve Yüksek Mahkeme kararlarında da sabit olduğu üzere araç için gerekli olan tamir ve onarım işlemlerinin “makul sürede” yapılması gerektiği belirtilmekle bu hususa ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/8929 E. 2015/15050 K. sayılı ilamında;

“… Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, aracın serviste 34 gün kaldığı belirtilmişse de tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda aracın normal şartlarda 20 günde tamir edilebileceği belirtildiğinden, aracın serviste kaldığı süreden ziyade tamir edilebileceği makul süre olarak 20 günlük sürede ikame araç bedeli konusunda mahkemece bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle 20 günlük süre esas alınarak aracın tamiri nedeniyle bu süre zarfında yoksun kalınan kazanç kaybına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…” denilmektedir.

Yargıtay kararlarından da açıkça görüldüğü üzere araçtan mahrum kalma bedeli tespit edilirken davacının bildirdiği onarım süresiyle bağlı kalınmadan, araçtaki mevcut hasara göre detaylı bir inceleme yapılarak aracın makul onarım süresi hesaplanmalıdır.

Aksi durumun kabulü halinde, aracın tamiri için gerekli olan makul onarım süresinden fazla bir süre bildirilmesi ile kötü niyetli ve fahiş miktardaki istemlerin önü açılmış olacak ve aracı hasar gören kişiler araçlarını yaptırmaktan imtina edebileceklerdir. Aracı tamir ettirmek araç sahibinin inisiyatifinde olduğu için aracın tamirat süresini uzatıp kısaltabilecek veya tamirden önce aracın bekletilme süresi uzatılabilecektir.

Tüm bu hususların yanında Yargıtay kararlarına göre  kaza sonucu oluşan hasar miktarının, araç rayicinin %50 sini aştığı durumlarda tamirinin ekonomik olmadığı, aracın ağır hasarlı olduğu, mevcut hali ile pert- total edilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olduğu sonucuna varılır. Bu durumda hasar miktarı, ikinci el rayiç bedelinden sovtaj bedelinin çıkarılması sonucu hesaplanır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 18.05.2016 Tarih, 2016\3196 Esas 2016\6047 Karar nolu kararında; ‘’… dairemiz uygulamasına göre hasar bedeli, araç rayicinin %50 sini aştığından aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda bilirkişiden ek rapor alınıp araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj – hurda bedeli de belirlenmek suretiyle hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle eksik incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.’’ Şeklindedir.

Ayrıca Yerleşik Yargıtay İçtihadı görüşü, pert olan araçta değer kaybının oluşmayacağı yönündedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 20.02.2017 Tarih 2016\7867 Esas 2017\1668 Karar sayılı Kararında;  ‘’… pert olan araçta değer kaybı oluşmasının mümkün bulunmadığı…’’ hususunun hükme bağlandığı belirlenmiştir. Pert olan ve sovtaj bedeli tespit edilen araçta piyasa değeri göz önüne alınarak zarar hesaplandığından, araç sahibinin bir zararı oluşmaması nedeniyle değer kaybı olmayacağı kanaatine varılmıştır.